BİR KÖY TERKEDİLİR Mİ?

Hoş geldin… Yunan Mitolojisinden ‘yarım kalmış, başlamamış’ bir hikayeyle gelecektim yanına. Bu aralar karar verme konusunda zihnim bedenimi terk etmiş durumda. O halde Balsu ile adım adım Muğla konseptimize geri dönüyorum… Biraz hasretliğiz Muğla’yla hatta ‘Hasretimden prangalar eskittim’ desem yeridir. Sığındığım tek limanımdan Muğla’dan, terkedilmiş o yerle başlayalım diyorum…



Konumumuz Fethiye, Kayaköy. Aslında Kayaköy, Antik Dönemde Karmylassos olarak biliniyor. Hatta filolojik verilere göre M.Ö. 3. binlere kadar uzanıyor fakat kalıntılara göre M.Ö. 4. yüzyıldan daha eski buluntu bulunamamış. O dönemden günümüze sadece birkaç lahit (mezar) ve kaya mezarı ulaşabilmiş.


Burası terkedilmiş halde olan bir Rum Köyü, Rumlar tarafından kullanılan eski ismi ise Levissi. Hisarönü Köyü’nü geçtikten sonra yaklaşık 7km ileride güzelim, nam-ı değer ‘Hayalet Köyü’, Kayaköy.


Yamaca doğru sıralı yaklaşık 300-400 tane ev var. Evlerin çoğunluğu iki katlı, alt katında ise kiler bulunuyor, girişlerinde ise yağmur sularının toplandığı zemin altı sarnıçları mevcut… Evler 50 m2 büyük değil ve birbirinin manzarasını kapatmayacak şekilde inşa edilmiş, işte ben özel alan saygısı diye buna derim 😊.



Kayaköy sadece evlerden ibaret değil tabii ki. Evlerin arasında çok sayıda şapel (tapınak, kutsal alan), 2 adet büyük kilise, 1 okul ve 1 gümrük binası yapmışlar. Kentteki yapıların ahşap olan kapıyla pencereleri doğal etkenler sebebiyle tahrip olmuş. Hatta bu tahribatın, hayalet köy görünümünün en büyük etkeni olduğunu söyleyebilirim.


Köy yerleşiminde ilk göze çarpan kiliseler oluyor. Taksiyarhis, (Yukarı Kilise) köyün tam ortasında konumlandırılmış. Panayia Pirgiotissa, (Aşağı Kilise) ise yerleşimin batı sınırına doğru kalıyor. Aşağı Kilise 1960’lı yıllara kadar camii olarak kullanıldığı için günümüze kadar korunabilmiş.


Kayaköy’de kızlar ve erkekler ayrı eğitim görüyorlarmış. Kızların okulu Turabi Çeşmesi’nin üzerinde, erkeklerin okulu ise Yukarı Kilise’nin üstünde yer almış. Öğrenim dili Rumca olan her iki okulda da sadece ilköğretim eğitimi verilmekteymiş. Yükseköğrenim için öğrenciler Rodos, Atina ve İstanbul’a gönderiliyormuş.



Yukarı Kilise’nin kuzeyinde boş alanında ve çevresinde köyün ticaret bölgesi olarak kullanılmış. Yapıların çoğu günümüze tamamen ulaşamasa da o dönemde kahve, kasap, manav, bakkal, kumaşçı gibi dükkanların bulunduğu söyleniyor.


Kayaköy terkedildi ve sessizliğe gömüldü… Tamam da neden! Bunca emek, onlarca anı, şehir yaşantısı neden terkedildi?


Köyde 1922’ye kadar yaklaşık 25 bin kişi yaşadığı söyleniyor. Kayaköy’ün terkedilmesinin sebebi Kurtuluş Savaşı’ndan sonra yapılan ‘Nüfus Mübadelesi’… Mübadeleyle Batı Trakya’daki Türkler Anadolu’ya, Anadolu’da yaşayan Rumlar ise Yunanistan’a göç etti. Ve bunun üzerine köy sakinleri Yunanistan’a gittiler.



Kayaköy’e ise Batı Trakya’dan göçen Türkler yerleşti. Ancak Türkler, yamaç aşağı kurulmuş köy yaşamına ayak uyduramadıkları için, Kayaköy’ün yakınlarındaki düzlüğe yeni evler inşa ettiler.


İşte Kayaköy, o zamandan günümüze kadar yalnız kaldı ve uzunca bir sessizlik yemini etti…


Ve her giden gibi… Kayaköy sakinleri geri döneceklerini düşünmüş, ellerinde birer bavulla ayrılmışlar evlerinden. O gidişin, geri dönüşü olmamış. Gözlerinin kıyısına vuran hasretten uzakta, kimlere teslim ettiğini bilmedikleri anıların pençesinde… Bilirsin, o malum gidişlerin, dönüşü olmuyor. Hadi o dönüş oldu diyelim; bıraktığımız o yer, o kişi aynı kalır mı? Kim bilir… 😊


Sonra… Her giden gibi unuttular, içlerinde bir hayal gibi silik anılar kaldı. Terk etmek işte… Gidene hasret, kalana bolca acı. Neden terk eder ki insan? İşte cevabının milyon dolarlık olduğu, o soru ‘NEDEN?’…


O zaman, kalanlara bir şarkı :)

Mabel Matiz - Çukur



Muğla Kültür ve Turizm Bakanlığı

443 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör