• Altay

Kuş Saraylarından – Hayvan Tecavüzlerine

HAYVAN SEVGİSİNDE NEREDEN NEREYE GELMİŞİZ!



Osmanlı Devleti birçok alandaki öncülükleri ve yaptıkları ‘farkındalıklı davranışlar’’ ile sürekli dikkatimi çekmeyi başarmıştır.


Türklerin, Orta Asya steplerinden beri hayvanlara ayrı bir değer verdiği tarih kayıtlarına geçmiştir. Sığır, keçi, koyun vb. hayvanlar açıkta bırakılmaz, çadırlarda barındırılır ve bakımlarına özen gösterilirdi. Kurtlara saygı, köpeklere sevgi gösterilirdi. Atlara ayrı bir önem verilir, sahipleri ölen atlar (aynı dönemde yaşamış diğer toplumlardaki gibi) sahipleriyle birlikte gömülmez, bakılır veya serbestçe yaşamalarına izin verilirdi. Ölen atlara mezarlar yapılırdı.


Ara ara yapılan şeyleri sizlerle paylaşacağım ama öncelikler bir öz eleştiri yapmanı istiyorum senden.


Hayvanları ne kadar seviyorsun? Gibi bir soru sormayacağım çünkü cevabın ‘çok seviyorum’ olacak. Bundan kuşku duymuyorum.


Ama insan ilişkilerinden de bildiğimiz veya tecrübe ettiğimiz gibi sevgi tek başına yeterli bir olgu değildir.


‘Sevgi’ ancak ‘eylem’ ile hayata geçirilince değer kazanır.


Yani her neyi seviyorsak sevgimizi göstermekten çekinmemeliyiz.


Evet hayvanları çok seviyorsun ama onlar için ne yapıyorsun?


En basitinden kapının önüne su koyuyor musun? Ya da kendisini sevmen için yanına yaklaşan köpeğini başını okşamayı başarabiliyor musun?


Yoksa sadece ‘ben uzaktan seviyorum yhaaa’ diyenlerden misin?


Öz eleştirini yaptıysan devam ediyorum. :D


Şu an ki dünya durumundan önce eskiden hayvanlar için yapılan aktivitelerden bahsetmek istiyorum çünkü cidden takdir edilesi davranışlar ve farkındalıklar.