• Altay

Neden Seyirci Kalırız? Bir Garip Sendrom..

Sevgili dostlarım tekrardan merhaba


Bugün sizlere aslında birçoğumuzda bulunan ama bunun bir rahatsızlık olduğundan haberimizin olmadığı bir rahatsızlıktan veya sendromdan bahsedeceğim.




Birçoğumuz bir trafik kazası görmüşüzdür veya sokakta bayılan bir insan. Bu olayların olduğu vakitleri hatırlıyor musunuz?


Elbette hatırlıyorsunuz :D


Peki kazadan veya olaydan çok etrafa dikkat ettiniz mi?


İnsanlar vardı evet ve meraklı gözlerle yaşanan olaya bakıyorlar. Bu güzel çünkü en azından öylece yürüyüp gitmiyorlar. İyi tarafından bakmak kanımda var :D


Ama bir sorun var… Kaza olalı 15dk oldu. Hatta belki 20 -25. Ama ortalıkta herhangi bir sağlık ekibi görünmüyor.


Peki neden?! Neden kimse aramıyor? Çabuk birisi 112’yi arasın!


Cevabı aslında çok basit sevgili okurum.


Herkes ‘elbet birisi arar’ diye düşünüyor. Ne yazık değil mi? Ama üzgünüm ki sen bile yapmış olabilirsin hayatının bir köşesinde.


Ya da kimse olaya dahil olmak istemiyor. Bir kaza için neden rahatını bozsun ki veya bunun için neden vaktini harcasın…


Neyse merak etmeyin sakinim çünkü bu istemsiz bir durum yani aslında onlarda farkında değil.. (umarım)


Kahvemden bir yudum daha alıp sizlere bu sendromun çıkış yerini açıklamak istiyorum.


GENOVESE SENDROMU

Üzülerek söylemek istiyorum ki bu sendroma ismini veren olay bir kadın cinayeti… 28 yaşındaki Catherine Susan Genovese 13 Mart 1964 tarihinde, sabah 02.30’da işyerinden çıkıp arabasıyla evine gidiyor.


New York City’de bulunan evine doğru ilerlerken arabasını park etmiş bir şekilde bekleyen Winston Moseley tarafından fark ediliyor ve bu karaktersiz arkadaş takibe başlıyor.


Genovese oturduğu apartmana varıyor ve aracından çıkıyor.


Onu gözleyen katil de bunu fırsat biliyor ve aracından avcı bıçağıyla inip yaklaşıyor.


Kadın adamı farkedip korkuyor ve kaçmaya başlıyor.


Daha önce farketmeni o kadar çok isterdim ki…


Neyse bu adam yani Moseley, genç kadını yakalayıp sırtından iki kere bıçaklıyor.


Bir insan bunu neden yapar ki dediğini duyar gibiyim. İnan ki buna bende anlam veremiyorum ama cinsiyetin önemli değil kendine çok dikkat.


Genç kadın çığlıklar içinde acı çekiyor ve komşusu Robert pencereden çıkıp ‘Kızı yalnız bırak!’ diye bağırıyor.


Saldırgan bunun ardından kaçıyor ve Genovese yaralı halde doğrulup apartman girişine doğru ilerliyor.



KİMSE NEDEN POLİSİ ARAMIYOR!


Yahu aramayı geçtim neden kimse kadının yanına gidip ilk yardım da bulunmuyor.


Katil 10 dakika sonra geri dönüyor. Şaka gibi değil mi?


Bilinci neredeyse kapalı olan genç kadının yanına yaklaşıyor.


Daha çok bıçaklıyor. Can çekişen kadına tecavüz edip parasını gasp ediyor.


Ah şu uçkuruna düşkün insanlar…


Saldırı yaklaşık yarım saat sürüyor ve genç kadın maalesef olay yerinde hayatını kaybediyor.


Sıkı durun asıl bomba haberi söylemedim.


Bu olaya tam olarak 37 kişi tanıklık ediyor!!!


Bu 37 kişiden hiç kimse hiçbir şey yapmıyor. Ne polisi arıyorlar ne de kadına yardım ediyorlar…


İnsanlığın durduğu nokta diyebilir miyiz… yoksa biz ne zaman insan olmayı başaracağız mı demeliyim…




Bu olayı duyanlar olmuştur belki. Amerika’yı değiştiren cinayet olarak da geçer. Özellikle sosyal psikoloji ile ilgili olan herkes bir şekilde duymuştur bu hikâyeyi.


Yapılan araştırmalarda, komşulardan bir tanesinin polisi aramamasının sebebini ''Olaya dahil olmak istemedim.'' sözüyle açıklaması üzerine basın, odağını, olayı görüp tepki vermeyen ya da yeteri kadar etkin olmayan 38 kişi üzerine çevirdi. Bu cinayet; New York gibi metropolitan şehirlerde, toplumun olaylara karşı duyarlılığını yitirmesiyle, Amerikan halkının toplumsal olaylara karşı giderek kayıtsızlaşmasıyla bağdaştırıldı.


Bu konuda yapılan bir deneyin linkini yazımın sonunda sizlerle paylaşacağım.


Hiç kimse harekete geçmediğinde bir anlığına “belki de yapılması gereken budur” diye düşünürüz. Ama birisi yardım için ayağa kalktığında tepkisel olarak biz de atılırız. Öyle değil mi? Bir haksızlık olduğunda. Birinin şiddete maruz kaldığını gördüğümüzde. Bir anlığına tereddüt etsek bile, gruptan birisi, sadece bir kişi “bir dakika!” dediğinde… Biz de harekete geçeriz. İnsan doğasını iyi analiz etmek lazım.


Evet. Seyirci Kalma Etkisi gerçek bir sosyolojik durum. Bunu inkâr edemeyiz. Ama bunun karşısında ne yapılması gerekiyor?


Aslında ufacık bir hareketimiz, herkes aynı şeyi yaparken doğrusunu yapmaya karar vermemiz her şeyi değiştiriyor.

Öyle “devrimsel” hareketler de olmasına gerek yok. Herkes boş yolda kırmızıda geçmeyi “normal” karşılarken biz karşılamadığımızda, piknik yerlerinde herkes çöpünü toplamadan kalkarken biz temiz bıraktığımızda, herkes “torpili” normal görürken bizim imkânımız olmasına rağmen buna başvurmadığımızda, arkadaş grubunda “ders çalışmamanın” havalı olduğu düşünülürken biz ders çalıştığımızda aslında bir nevi bir hareket başlatıyoruz. Standartları kırıyor ve küçük bir devrim başlatıyoruz.


Bazen tek ihtiyacımız olan da bu kıvılcımdır işte.


Siz de gerektiğinde o kıvılcım olmaktan korkmayın.


Peki siz zor durumda olan birisine yardım eder miydiniz?


Gülümseyin.


Gülümsetin.


Ve bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…


İyi ki varsınız.


Sizleri seviyorum!


https://www.yirmilerim.com/seyirci-kalma-etkisi-the-bystander-effect/

37 görüntüleme1 yorum

Freud'un Dükkanı

Abonelik Formu

  • Twitter
  • Instagram

©2020, Freud'un Dükkanı tarafından Wix.com ile kurulmuştur.