• Altay

Stockholm Sendromu Nedir?

Stockholm Sendromu herkesin en çok bildiği sendrom türüdür.


Stockholm sendromu için kısaca rehine ile rehin alan kişi arasındaki sempati oluşumu denilebilir. Rehine kötü koşulları benimser, savunur ve koşulları göremeyerek, rehin alan kişinin yanında yer alır. Rehineler saldırganla özdeşleşir ve hayatta kalma duygusuyla onunla beraber hareket etmeye başlar. Aslında bu durum kişinin kendi seçeneği değil, şiddetin direkt olarak doğurduğu sonuçlardan birisi.


Hayatımızın birçok yerinde ya yaşar ya da karşılaşırız bu durumla.


Yeşilçam filmlerinde çok görürüz bu durumu. Maço erkek karakterimiz kızı kaçırır, alıkoyar, bir sürtüşme, nefret ama sonrasında hoop kızımız bizim zorbaya aşık olur.


Stockholm Sendromu yaşayan birey kendisini esir alan kişiye bu sebeple sadakat ve yakınlık hissediyor ve hatta cinsel istek duyuyor.


Bu sendromun çıkış noktası ise 1973'te İsveç'te yaşanan bir banka soygunu.


Ama ne alaka Stockholm Sendromu? Yani neden Stockholm sendromu diyoruz? İsmi nereden geliyor.


Çok ilginç bir hikayesi var bu sendromun. Ekşi sözlükten bir yazar arkadaşın anlatımıyla dinleyelim isterseniz.


23 ağustos 1973 saat sabahın 10’u. Stocholm’deki Kreditbanken adlı bankaya giren siyah gözlüklü ve siyah peruklu bir soyguncu, sağa sola ateş ederek “parti başlasın!” diye bağırır. Bu kişiye daha sonra bir arkadaşı daha katılır. Soyguncular yanlarında getirdikleri silah ve patlayıcı maddelerle banka çalışanı olan 4 kadını rehine alıp, diğer çalışanların ve müşterilerin kaçmasına izin verirler.


Böylece 6 gün sürecek rehin alma ve polise direnme eylemi de başlamış olur.



Tabi olay yerine ulaşan polisler bankaya girmek istiyorlar ama elbette soyguncuların direnciyle karşılaşır ve başarısız olurlar. Ardından soyguncularla bir şekilde iletişime geçerler. Soyguncular ceza evindeki bir arkadaşlarının bankaya getirilmesini ve yanında bir de spor arabanın bankanın önünde hazır bulundurulmasını talep ederler.