• Altay

'Yargısız' İnfaz


“Benim adımı biliyorsun, hikayemi değil. Ne yaptığımı duymuşsundur ama benim yaşadıklarımı yaşamadın. Nerede olduğumu biliyorsun, ama nereye gittiğimi bilmiyorsun. Güldüğümü görüyorsun, ama ne acılar çektiğimi bilmiyorsun. O yüzden sakın beni yargılama.”




Bazen yanlış anlaşılmış ve bezgin hissederiz ve zaman zaman kendimize duyduğumuz saygı azalır. İnsanlardan bizim hakkımızda olumlu düşünmelerini, bizim için endişelenmelerini ve bizi kabullenmelerini isteriz hep. Bizi seven ve benzersiz kişiliğimize önem veren insanlara ihtiyaç duyarız.


Başkalarını yargılamak kadar kolay bir şey yoktur diye düşünüyorum bu hayatta. Tanıdığımız tanımadığımız insanları zihnimizin at gözlüğü ile bulandırırız.


Yanımızdan geçen erkeğin küpesine bakarız ve başlar zihin mekanizmamız değişik yaftalara. Erkek küpe mi takar değil mi :D Ama onun eğitim seviyesini düşünmeyiz görünüşüne göre toplumda bir konuma getiririz. O çok sevdiğin köpeğin hastalandığında götüreceğin veterinerin o yanından geçen insan olabileceği ihtimalini düşünmezsin mesela.


“Kendini beğenmiş çığlık, kendi dolabında gizli iskeletlerin seslerini saklamak için başkalarını yargılar.”

– John Mark Green



Ama insanlar sizi yargıladıklarında hemen savunma mekanizmamız devreye girer. Yargılayışlarını yanlış bulur hatta nasihatler ederiz. Ya hu bir dakika, az önce sen başka insanı görünüşü yüzünden (sadece sana ters geldiği için) insafsız bir şekilde yargıladın.


Ben yargılamam diyen insana neredeyse rastlayamayız çünkü bu bilinçsiz şekilde hepimizin yaptığı bir durumdur. Çevremizdeki canlı cansız her nesne veya birey hakkında hükümlerimiz vardır. ‘Bu iyi, bu kötü.’ deriz. Peki bizi bu kalıplara sürükleyen nedir?


Bir insanı tanımak zorunda kalmadan onu bir kalıba sığdırmak daha kolaydır. Hayatta edindiğiniz tecrübeler sizin doğru olmayan yargılara sığınmanıza neden oluyor.


Diyelim ki eski arkadaşınız size çok kötü davrandı ve ilişkiniz hüsran ile sonuçlandı. Aylar, yıllar sonra dahi onun size yaptığı berbat davranışlar ve yüzü aklınıza geliyor. Ama hayat bu ve ilerleyen süreçte yeni birisi ile tanıştınız. Oturdunuz ve sohbet esnasında eski arkadaşınızın kullandığı kötü bir kelime veya davranışı sergiledi.


Bir saniye, duraksadın.



Ne kadarda ona benziyor değil mi? Senin karşına hiç mi düzgün erkek çıkmayacak ya hu? Bu da onun aynısı işte şimdi ne yapacaksın? Düşünceler geliyor ve gidiyor. En iyisi müsaade isteyip kalkmak ve gitmek en iyisi!


Ama bir dakika tanışalı 10 dakika oldu. Bu bambaşka bir insan nasıl onun aynısı olabilir ki. Değil mi? Şu an okurken geldi değil mi o farkındalık :D Geldi geldi hissettim ben.


İşte bunu hayatta çok sık yaparız. Gözlerimiz, kulaklarımız, hislerimiz bizleri sık sık yanıltır. Ve ‘’ben seni çok yanlış tanımışım’’ deriz.


Birini her yargıladığınızda, aslında kendinizi sorgulamalısınız. “Neden böyle düşünüyorum?”, “Sadece pantolonu yırtık ve dövmeleri olduğu için mi bu çocuğun hırsızlık yapacağını düşünüyorum?” gibi sorular sormak sizin için iyi olacaktır. Ön yargılarının tutsağı olanların hayatlarında bazı güzel şeyleri kaçırabileceğini unutmayın.


Bizim Türk toplumunda ‘doğu halkı’ klişesi vardır ve bunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Diyarbakırlı bir insan görünce kaçınırlar iletişim kurmaktan. Ya da şivesi yüzünden onu bir kefeye koyarlar. Ama asıl olan insanın yüreği değil midir?


Herkes tatilde İstanbul’u veya türevlerini tercih eder. Ama hiç sen Mardin’i gördün mü ya da Diyarbakır’daki Meryem Ana Kilisesini? Hayır burası doğu çünkü orada ne olabilir ki? :D



Hazır kilise demişken, dünyada Müslüman olmayan herkesi kötü gören ve yargılayan bir kesim var. Müslüman değilse kesin ahlaksız, düzenbaz birisidir onlara göre. Ama yine aynı kesim akşam haberlerinde Müslüman bir adamın işlediği kadın cinayetinde nefretler yağdırır. O zaman neden ‘Müslüman bu ondan böyle cinayet işledi.’ demiyor kimse. Çünkü bu sefer onun erkek oluşunun arkasına sığınıyorlar. Erkek bu ya hu yapar. Hepsi aynı bunların. (her erkek aynı değildir hakkımızı yemeyin :D)


Ailelerimiz biz Hristiyan bir arkadaş edinince bize garip garip bakar ve ufak bir farklı hareketimizde hemen o şahane cümle dökülür ağızlarından ‘’seni de kendine benzetmiş.’’ Etrafındaki insanları kendi dinine zorlayan bir Hristiyan gören oldu mu? Peki bu etiket neden :D


İnsanlar, Müslümanlar, Yahudiler… olarak ayrılmazlar. İki çeşit insan vardır. ‘’iyi insanlar ve kötü insanlar.’’


Lütfen açık görüşlü olmaya özen gösterin ve çocuklarınızı bu şekilde yetiştirin.




Bir insanın dini görüşü, cinsel eğilimi, giyim tarzı, ses tonu, doğum yeri, burcu ve daha sayamadığım birçok şey onu kötü yapmaz. Ne demiş Victor Hugo;


“Sadece bedenleri, şekilleri, görüntüleri sevenlere ne yazık. Ölüm her şeyi yok edecek. Ruhları sevmeyi deneyin.”


‘’Öneri şarkı – Doğan Duru / Baştan Başlayamam”


Her zaman olduğu gibi.

Tekrar görüşene dek.

Kendine iyi bak.


İyi ki varsın!

Sevgiler.


66 görüntüleme0 yorum

Freud'un Dükkanı

Abonelik Formu

  • Twitter
  • Instagram

©2020, Freud'un Dükkanı tarafından Wix.com ile kurulmuştur.